Home / Yazılarım / DANGAL FİLM ANALİZİ – BİR BAŞYAPIT

DANGAL FİLM ANALİZİ – BİR BAŞYAPIT

BENİM KIZLARIMIN ERKEKLERDEN NEYİ EKSİKMİŞ

Bazı filmlerin bizim için sunulmuş bir nimet olduğunu düşünürüm. Dangal  filmi de onlardan sadece biri. Ama bir film olmaktan çok fazlası olduğunu düşünüyorum. Çünkü bir film olmanın ötesinde Dangal bir ders niteliğinde başyapıt olarak karşımıza çıkıyor. Sadece bir film değil. Başarmanın tutkunun inanmanın ve en önemlisi de çalışmanın ve ve ve ve farklı olmanın en güzel madde bulmuş hali Dangal filmi. Bana başarıyı anlatmamı isteseler, başarının verdiği hissi anlatmamı isteseler inanın güzel bir cümleler çıkartamam ortaya ama bu filmi gösterebilirim. Başarmak ve başarma hissinin verdiği o güzel his bu film ile vücut bulmuş. Aamir Khan gene öyle bir şey yapmış ki farkını ortaya gene koymuş.

Doğrusunu söylemem gerekirse Hint filmleri çok sevdiğim bir tür değildir. Ancak Aamir Khan dediğiniz an benim için bir ders alma seansı gelmiş gibi hissederim. Kesinlik ile bir vereceği ders, mesaj ya da his vardır. Bunu düşünürüm. Aamir Khan filmlerinde genelde bir his verir. Hepinizin içinizde tuttuğunuz zaman zaman tutkulu biçimde hissettiğiniz ama peşinden gitmeye cesaret edemediğiniz şeylere Aamir khan filmlerinde gider. Size de buğulu gözler ve iç geçirerek bu filmleri izlemek kalır.

Dangal filmi için güzel bir analiz yapacak olalım şimdi;

Dangal filmi de diğer filmleri gibi bir  öğretici ve his veren damağınızda tat bırakan bir film. Sizi alıp götürüyor bir yerlere artık neresi olduğunu siz belirliyorsunuz. 🙂 Cinsiyetçi yaklaşımlar sadece Türkiye’de yok. Bazı bir grup insanlar sadece Türkiye’de varmış gibi düşünse de ‘kız kısmı bunu yapar mı?’ düşüncesi sadece bizde değil. Bizim gibi gelişmekte olan ya da gelişmemiş tüm ülkelerde var. Sadece gelişmiş gelişmemiş diye ayırmak da yanlış dünyanın her yerinde kızlara biçilmiş roller var. Ve bu rollerin dışına çıkılan bir film var. O da bu film. Küçük bir kasabada yaşayan bu ailenin reisi babamız hep erkek çocuğu olsun istiyor ancak maalesef ki kız çocuğu oluyor hep. Artık kendi kabuğuna çekilen reisimiz babamız bir erkek çocuğunu güreşte dünya şampiyonu yapma hayalini de atıyor kenara. Yine de içi içini yiyor. Burada senarist ve yönetmen ‘nasıl tutkuyla hayalinin peşinden gidilir’in giriş kısmını gösteriyor. Görmek isteyenler çoktan gördü bile. Ve bir gün kız çocukları iki tane erkek çocuğunu dövüyor. Allah allah olacak iş değil. Hem de iki tane kızdan bir araba dayak yiyen iki erkek. Böyle bir şey olabilir mi? Normal şartlarda erkekler kızları döver!!!! Ama bu ücra köşede muhtemelen yarısından çoğu cahil hiç kızlara değer verilmeyen ( bunu başta erkek istemesinden de gördük)  bir köyde baba kızlarını güreşçi yapmak için kolları sıvıyor. Tabi ya neden olmasın ki. Ama olmaz kızlar erkeklerle dövüşür mü? Bir erkek kıza nasıl dokunur yani dokunur gerektiğinde döver başka şey yapar  ama kızdan da hamle gelecek olmaz herkes karşı çıkıyor. Bir kız dövüşemez. Kızlar yemek yapar çamaşır bulaşık yıkar ve zamanı gelince çocuk yapar. Kocasına hizmet eder. Her anlamda!!! Bu algı öyle bir işlenmiş ki beyinlerimize izlerken ‘bu nası olacak’ diye aklınızdan geçiriyorsunuz. Filmi kapatıp tv deki şu cinayet programlarına dönebilseniz o an dönersiniz o kadar diyim de anlayın yani. İmkansız diye bir şey yoktur ama yönetmen abimiz öyle bir güzel vermiş ki bunu ‘imkansız yeaağağğğ’ diyorsunuz. Bir sahne de baba kızların motivasyonun dağıtan her şeyi ortadan kaldırıyor. Saçlarını da!! Bir erkeğin yaptığı sporu yapmak istiyorsan erkek gibi görünmek zorundasın. Hoşuma gitmedi bu!! Neden oje sürmesi, kız gibi görünmesi yasaklanıyor. Çünkü baştan beri dayatılan düzene kızlar da alışmış durumda eğer kız gibi görünürler ise erkek gibi güreşemezler. Motivasyonlarını dağıtan konsantrasyonlarını bozan herşeyi ama herşeyi kaldırıyorlar. Kızlar için yaşam berbat… Babaları onlara zorla güreş öğretmek istiyor. Kendi hayalinin yükünü kızları çekiyor. Neden???

Kızların arkadaşları evleniyor belki 14 belki 15 yaşında. Ve senarist yine cahil insan topluluğuna bir eğitim verme seansı başlatıyor. Kız evlenmek istemiyor haliyle. Güreşçi olmak istemeyen iki kardeşe çok güzel bir laf ediyor. ”Sizin babanız gibi benim bam da keşke benim başka bir işe yarar olduğumu kabul etseydi de evlendirmek zorunda bırakmasaydı!!!” İki kız kardeşi kendine getiren bu cümle oluyor. Kız kardeşler o günden sonra azmin ve çalışmanın canlı örneğini tüm oyunculukları ile sergiliyorlar. Ama izlerken onların dünyasını dışarıdan izleyen biriymişsin hissine kapılıyorsun. Çok da güzel başarılar elde ediyorlar. Ama gelin görün ki can dostlarım insanın şu nefsi yok mu? Rehavete kapılma hissi hele… İnsanı zirveden anında tak diye dibe düşürür işte. Bundan sonrası spoiler olur siz filmi izleyin yine görüşelim. Güzel yorumlarınız ile….

 

About Menekşe Gümüş

Ankara doğumlu, 2010 yılında Konya Selçuk Üniversitesi'ni kazandı. 4 yıl boyunca Radyo Sinema ve Televizyon eğitimi aldı. 2014 yılında Lisans eğitimini tamamladı. Özgün Hikaye ve Senaryo yazarı. Fotoğraf çekimi ve düzenlemesi yapıyor.

Göz atmak ister misiniz?

Görevin:Ülkeni Seveceksin…

Asla diz çökmeyeceğiz. Biliyorlar değil mi? Bildikleri için de şimdi bizi psikolojik olarak yıldırmaya çalışıyorlar. …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.